U M U D U N ~ K A N A T L A R I ~

Bazen bazı şeyleri başarmak o kadar uzak görünür ki… Ne yapsak erişemeyeceğimizi sanırız. Omuzlarımız düşmüş, suratımız asılmış, gözlerimizdeki pırıltılı sönmüş halde; bir umut ışığı görmekten ümidimizi kestiğimiz anda… bulutların arkasından umudun ilk ışıklarını görmek nasıl da ılık ılık ısıtır içini insanın. Usul usul sokulur giriverir yüreğinin tam ortasına ❤

Yüzünü göğe kaldırıp baktığında gözlerini kamaştırırcasına öyle bir parlar ki… Anlarsın o an…

Her şey mümkün bu hayatta.

En yapamayacağım dediğin şeyler bile zaman döngüsünün en ummadığın anında karşında beliriverir. Ve sen asla yapamayacağım dediğin şeyi başarmanın gururunu bir gün aynada kendine bakarken gözlerinde bulursun. Kendinle hiç olmadığın kadar gurur duyar. Daha önce hissetmediğin kadar kendinden emin…

Her şey “sen“de başlıyor ve “sen“de bitiyor. Bil ki umudun ışığı hiç sönmüyor. Yalnızca tereddüt bulutlarının arkasında kalıyor.  Hem bulut dediğin nedir ki? Üflesen uçup gitmeyecek mi? Bulutların gölgesi çekilince de umudun kanatları açılacak.

“Umut binbir ayaklı, umut güneşte saklı. Umut edenler haklı, umut insanın hakkı.”  Nâzım Hikmet

 

Bu yazım, 6.Mart.2017 Pazartesi günü HTHayat‘ta yayımlandı.




5 thoughts on “U M U D U N ~ K A N A T L A R I ~”

  • Aklını kurcalamayı hiç ihmal etme……kurcala hep…büyüklerin dediği gibi “fazla kurcalayınca bozulur” birşey değil akıl…bak neler neler bulacaksın….. yeter ki ,umutla kurcalamaya devam et sen…..

  • Bu bulutlar ve yazılar bana hep uçmayı söyler……ama öykülerden öykülere uçuyorum şimdilik……. Ahşap oymacı ve resim yapan dedem…Bulgaristan’ın filibe(bugünkü Plovdiv)kentinde doğduktan sonra Türkiyeye göçen ailesi ile İzmir sonra da Manisa’ya yerleşirler….Daha T.C kurulmamıştır….ve körfez vapurları hergün,Selanik-Pire ve adalar yapmaktadır…pasaport vize gibi şeyler yoktur daha….komşularının Selanikteki bir ahşap oyma atölyesine işe girer…..her hafta sonu da İzmirdeki eve gidip gelmektedir….Bir gün ustası onu karşısına alır ve der ki….Cemal, sen benim en becerikli kalfamsın….ben bir karar aldım ….artık Paris’e gidiyorum…..orada bir atölye açacağım….benimle gelirmisin?…..dedem şaşkın….usta Paris neresidir ne uzaklıktadır?…Babamlara sormam gerek….

  • Hafta sonu İzmir’e gidip sorayım der….ve hafta sonu İzmir’e gider…..Babası kararı kükreyerek red eder….Ben seni evlendirmek için kız buldum evleniyorsun der ..veee anneannemle izdivaç….
    Dedem ömrünün son günlerine dek “PARİS’e gitmek”ten bahseder…..annem ve anneannem’den duyduklarım içimi hep acıtmıştır…..Annem hayatta iken…..bir gün Paris’e gittim…Notre dame kilisesinin karşısında kart postal satıcılarından bir kar alıp….anneme yazdım…anne,ben dedemin gözleri ile Paris’e geldim….seni öpüyorum…….

  • Annem, o kart’ı başucundan hiç ayırmamış…… …… Dedem ölünceye dek hep bir gün Paris’e gitmeyi umut etmiş…..O kart’ı saklıyorum……

  • Sevgili Cem, gerçekten mükemmel bir hikaye. Pasaport ve vizenin olmadığı insanların karşı kıyıda çalışıp İzmir’de yaşayabildiği yıllar sanki masal gibi… Bizimle paylaştığın için çok teşekkür ederim. İnsanın en çok içini sızlatan şeylerden biridir. Bir insanın doğduğu büyüdüğü (ve belki de zorla sürüldüğü) topraklara istese de bir daha geri dönememesi… Giritli Türkler arasında imkanı olmayıp da bir türlü gelemeyen ne çok insan var. Çok üzücü bence… ama hayat nereye sürükleyeceğini bize sormuyor ki…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir