Etiket: Papatya

45 yıldır

45 yıldır

Hayat ne kadar süreceği ve sonunda nereye varılacağı belli olmayan bir yol olsa da, ben bu yolu arşınlayan bir yolcu olmak istiyorum. Yolun kenarında oturup başkalarının kendi yollarında gidişine seyirci kalmak da bana göre değil; yoldan geçen birinin sırtında ya da aynı yöne giden bir […]

44

44

İlkokulun 1. sınıfında su gibi ezberlediğiniz şiiri okumak için kürsüye çıktığınızda şiirin bir kelimesini bile hatırlayamadığınız için bütün okulun karşısında ne yapacağınızı bilemediğiniz anlar oldu mu? Uçağın penceresinden bakınca bulutların yere düştüğünü sandığınız oldu mu? Peki, denizi çok devdiğiniz için denizkızı olmayı dileyip denizden hiç […]

Röportaj sırası bana geldi

Röportaj sırası bana geldi

Bir süredir yazılarımı paylaşığım Alternatif Anne’nin, yazar annelerle yaptığı röportajda dün sıra bendeydi.

(16.Mart.2012)

* KENDINI TANITIR MISIN?

Doğma büyüme İzmir’liyim. Üniversiteyi de İzmir’de okudum. Türkiye’den ayrılıncaya kadar Bilgisayar Programcısı olarak çeşitli şirketlerde çalıştım. Yorgo’yla tanıştıktan tam 5,5 yıl sonra1995te İzmir’de evlendik ve 4 yıl orada oturduk. 1999 başında, 30 yaşımda, ülke değiştirmeye karar verip Yunanistan’da eşimin memleketi olan Girit adasına taşındık. 2004 yılında, 35 yaşında kızım Maya’nın dünyaya gelmesiyle ilk kez annelik duygusunun tadını aldım ve çok sevdim. Çok istediğim halde 2. kez anne olmayı, kızıma yeterince vakit ayıramayacağımı ve daha çok küçük olduğunu düşünerek yıllarca erteledim. 4 sene sonra, 39 yaşında tekrar hamile kaldığımda yaşadığım talihsizliklere, ciddi sağlık problemlerime rağmen ve mecburiyetten vaktinden erken gelen oğlumuz Dario’yu sağlıkla kucağıma aldığımda kendi kendime “iyi ki daha fazla ertelememişim” diyerek ne kadar doğru bir zamanlama olduğunu anladım.

Şimdi 8 yaşında kızım, neredeyse 4 yaşında olan oğlum ve bunca yıl her şeyimizi paylaştığım eşimle mutlu bir aileyiz.

* AA senin için ne demek? AA’ya yazmayı neden kabul ettin?

Küçüklüğümden beri yazmayı severim. Hatta yazmadan duramam. Her zaman bir günlüğüm vardı. Mayıs 2006dan beri de ( http://www.komsudapiser.blog ) blogumda yazdıklarımı paylaşıyorum. Başlangıçta blogu farklı bir kültürde yaşadığım için deneyimlerimi, çoğunlukla da benzer ya da hiç benzemeyen yönleriyle yemek tariflerini paylaşmak için açmıştım. Zamanla Maya’nın hayatımızda gitgide daha baskın bir rol ve yer almasıyla blog da daha çok O’ndan sözeder olmuştum.

Alternatif Anne’de yazmak beni daha heyecan verici bir okur kitlesiyle tanıştırdı. Ben de sesimi daha da uzaklara duyurabilme imkanı bulmuş oldum. Gülüş’le Banu beni Yunanistan “muhabiri” ilan ettiklerinde ne kadar çok sevindim anlatamam.

Alternatif Anne, pekçok farklı görüşün paylaşıldığı bir ortam yarattı. Bence bu ortama ne kadar çok farklı kültürlerden sesler gelirse o çeşitlilik bizi o kadar çok zenginleştirecek. Ben her yazımda, belki şimdiye kadar söylenmemiş bir sözü söylemek bana nasip olur diye heyecanlanıyorum. Belki de pek çok kadının “bak, ben de aynen böyle hissediyor(d)um” dediği ama duygularını bir türlü sözlere dökemediği konuları yazmak istiyorum. Aslında vaktim olsa her gün yazmak isterdim ama 2 çocukla bu pek mümkün olmuyor.

* Kendini nasıl bir anne olarak görüyorsun?

Bu soru bana sorulduğumda, şöyle düşünüyorum: başka kültürden biriyle evlenip, başka bir ülkede yaşamaya kadar vermekle, ailesinden gördüğü geleneği sürdüren daha geleneksel annelerden yolum ayrılıyor ister istemez. İnsanın farklı dünyalara tanık olması, çok kültürlü ortamlarda bulunması, biraz okuyup biraz da kafa yorması, biraz daha açık fikirli, esnek olmasına yetiyor sanırım. Ben de yaşadıklarımın katkısıyla sıradan bir anne sayılmam. Elbette dünyada benim gibi pekçok anne de var. Zaten onlarla yolumuz bir şekilde, bir yerde birleşiyor. İşin içine zaman da girince, tek doğrunun bizim bildiğimiz olamayabileceği veya bize doğru olarak sunulan/öğretilenden farklı olabileceğinin farkına varıyor insan.

Bence yıllar geçtikçe annelik de evrimleşiyor, gelişiyor. O yüzden tıpatıp annem gibi bir anne olamıyorum, olmam da gerekmiyor. Çünkü ne O’nun benim gibi bir hayatı vardı ne de benim hayatım anneminki gibi oldu. Eskiden annelerin evinin temizliği ve akşam ne yeneceğinden fazla endişeleri yokken, biz çocuğumuzun ne yediğine, yediğinin içinde ne olduğuna, ne seyredip, ne oynadığına dikkat etmek zorundayız. Eskiden annelerin çocuklarını götüreceği binbir faaliyet yoktu biz bütün yaz sokakta oynar, bisiklete binerdik. Şimdi biz çocuklarımızı o faaliyetten ötekine taşıyoruz, hem zihinleri hem bedenleri çalışsın diye.

Ben vaktimin büyük çoğunluğunu çocuklarımla geçirmekten büyük keyif duyuyorum. Onlarla oynamak, birlikte bisikletle dolaşmak, gülüşmek bana hayat veriyor.

* Çocuklu yaşamla birlikte hayatında neler değişti?

Hayatınıza bir çocuğun girmesi, herşeyin sil baştan yeniden kurulması gibi birşey. Benim de hayatımı çok değiştirdi elbet. Zaten bunun farkında olduğum için, bu kararı içime sindirip sevgiyle kucaklayabilmem 8 senemi aldı 🙂 İstedim ki yapmak istediklerime yeterince zaman ayırayım ve sonradan, kendisine sorulmadan dünyaya getirilen yavruyu yapamadıklarıma sebep olarak göstermeyeyim. Kızımız olmadan önce, Yorgo’yla çok gezdik, her fırsatta sırt çantalarımızı alıp seyahat ettik. Bir çocuğun gelişi bambaşka sorumlulukları da getirdiği gibi, evin gündelik görünüşünden, alışverişinize, ne yediğinizden nasıl seyahat edeceğinize kadar herşeyi değiştiriyor elbet. Ama ne olursa olsun, eğer uygun zamanda verilmiş bir kararsa ve siz anne olmaya kendinizi hazır hissediyorsanız, hayatınızdaki hiçbir değişiklik kabulenemez bir hal almıyor, tam tersine aileye, hayatınıza renk, ses ve bolca hareket katıyor!

* Annelik dışında kişisel gelişim için neler yapıyorsun?  Okurlarımıza önerebileceğin başucu kitapların var mı?

Aslında çoğunlukla yemek kitapları ve çocuk gelişim kitapları okumaya çalışıyorum.

Kişisel gelişim derseniz; OSHO’nun kitaplarını kendi düşüncelerime yakın buluyorum.

Aykut Oğut’un “Evrenden torpilim var” çok akıcı bir dille, çok çarpıcı bir kitap bence.

Haftada iki kez Yoga yapmanın, “Özüme ulaşma” yolunda yaptığım en iyi yatırım olduğuna inanıyorum.

*Şimdiki aklım olsaydı; 

A) çocuk yapmazdım;  B) tek bir çocuk yeterli;  C) bir çocuk daha yapardım

Şimdi burada bir sırrımı açıklamanın zamanı. Şimdiki aklım olsaydı diyemeyeceğim ama maddi olarak hiçbir kaygım olmasaydı, ben ne yapardım biliyor musunuz?

Kendi çocuklarımdan sonra tekrar hamile kalmak yerine bir zenci oğlan bir de Hintli kız çocuğu evlat edinmeyi çok isterdim.

Yazmalı insan, paylaşmalı

Yazmalı insan, paylaşmalı

Dönüp dolaşıp aynı konuda yazmak istemiyorum blogumda. Ama savunduğum bir gerçek var ki, paylaştığımız şeyler yalnızca tam tadında lezzetler, ayağımızın tozuyla dönülmüş uzaklar,  zafer sarhoşluğuyla anlatılan başarılar olmamalı. Hayatımızı etkileyip ders alarak üstesinden geldiğimiz en kötü anlar da anlatılmalı. Anlatılıp paylaşılmalı ki; “acaba ben de?” […]