ALEKSİ, evladım

Tam 15 sene önceydi. Aralık ayının 6sı.

Umarsız bir kurşunla vurulduğunun haberini aldığımda kucağımdaydı bir kaç aylık bebeğim. Oğlum, Dario.

Aleksi 15 yaşındaydı daha. “Hayatının baharını” bile görememişti henüz. O kadar erkendi ki bu gidişi….

Daha yaşayacağı çok şey vardı; okuyup öğreneceği şeyler, gezip tozacağı şehirler, ülkeler, belki çok sevip uğruna öleceği aşklar,

kalbini kırıp geçecek sevgililer, hüzünleneceği şarkılar, her şeyi unutup coşacağı partiler, okulu kırmalar, sigaraya başlamalar,

üstüste içilen biralar, arkadaş şakaları…

Daha çok şey vardı gülecek be güzel çocuk. Daha çok şey vardı sevecek. Çok erkendi bu gidiş…

Gencecik Aleksi… o akşam orada öylece kaldı. Arkadaşının kucağında son nefesini verdi. 

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Aradan Aleksi’nin kısacık ömrü kadar zaman geçti.

Şimdi benim oğlum 15 yaşında. İnsanın aklı almıyor, nasıl bir acı geride kalan…

Zaman, her zaman her şeye çare olmuyor. Özellikle de hak yerini bulmadığında, “aynı tas aynı hamam” devam ettiğinde.

Koskoca bir adam olacaktı. Ama Aleksi hep 15 yaşında kalacak! 

Çünkü Nazım’ın dediği gibi: “büyümez ölü çocuklar”

 

** 2. fotoğrafta, sağdaki çocuk tanıdık geldi mi?

Evet, Berkin Elvan. Gezi’de yitip giden canlardan



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir