Etiket: Pazaryeri

Gez gez bitmeyen Ödemiş – Yıldız Kent Arşivi Müzesi

Gez gez bitmeyen Ödemiş – Yıldız Kent Arşivi Müzesi

İşte sonunda Ödemiş Yıldız Kent Arşivi ve Müzesi’nin (kısa dıyla ÖYKAM’ım) önündeyiz. Bugün müze olarak kullanılan bina, eski Keçecizade Hanı’nın kuzey cephesi ve avlusunun bir bölümü üzerine 1926 yılında inşa edilmiş. 1927 yılında Yıldız Oteli olarak hizmete açılmasıyla “Hacı Sadık Çarşısı” diye anılan bölge “Yıldız […]

Haydi gel, pazara gidelim

Haydi gel, pazara gidelim

Girit’te pazar deyince, elbette akla ilk gelen otlar olmalı. Bu Stamnagati.. Girit’te yabani olarak yetişen ve toplanan bir çeşit radika. Tazacik yapraklar, aynı kökten çıkmış minik buketler gibi. Genellikle haşlanmadan, çiğ olarak zeytinyağ, tuz limon eşliğinde yeniyor. İlk zeytinler. Aslında bu gördükleriniz Girit’e özgü yağ […]

Pazarda başka neler vardı neler?

Pazarda başka neler vardı neler?

Dünkü pazar maceramızda yalnızca sebzeler, meyveler ve çiçekler yoktu tabi ki…
Muhakkak her halk pazarında olduğu gibi, neredeyse soframıza gelen herşey bulunabilir burada da pazar yerlerinde.
Peynircisiz pazar yeri olur mu, bilemiyorum. Aşağıdaki fotoğraflar da alışveriş yaptığımız peynircilerden birinden.

Solda, Tirozuli…
Sağda, ekşi lor.

Soldaki fotoğraftaki geleneksel bir taze peynir. Adı Tirozuli. Genelikle ev yapımı oluyor çünkü yapılması için peynir mayası bile gerekmiyor. Keçi sütünü (bazen keçi-koyun karışık oluyor) sirke ya da limonla kestirip kalıplarda bekletiyorlar. Taze ve sulu bir peynir olduğu için çok dayanmıyor. Belki de çok iyi tecrübelerim olduğundan bu peyniri çok seviyorum.
Bir dostumuz, köyündeki kendi keçilerinin sütünden karısının yaptığı, buram buram süt kokan peyniri getirmişti, benim sevdiğimi duyunca 🙂 Harikaydı!

Sağdaki peynir de bizdeki tuzlu lordan çok “çökelek” peynirine benziyor, ufak parçalı ve ekşimsi lezzette, börekler için ideal….

Ve işte, Girit’in meşhur gravyer peynirleri… Bunlar benim en sevdiğim peynirler…
Çapı 1 karışı geçmeyen küçük “kafa”lar da var, çapı 2 karıştan büyük olanlar da. Bir “kafa”nın ağırlığının 6 kilodan 25 kiloya kadar çıkabildiğini okudum. Herhalde bu, boyutları hakkında bir fikir vermeye yetecektir.
Sert kabuğunun içindeki peynirin kıvamı da, yumuşak eski kaşar ile İzmir’in yağlı yumuşak tulum peyniri arası birşey. Yalnız İzmir tulumu kadar tuzlu olmayan Girit’in gravyer peynirleri, koyun sütünden yapılıyor. Hem kahvaltıya, hem kızartmaya hem rendeye müsait.

Balıkçılar olmadan olmaz… Balık da sofralardan eksik olmaz.
Ben de Girit’e geleli beri, havasından mı suyundan mı, balığı daha da çok sever oldum. Eskiden çok sık balık yemeye, hele ki ertesi güne kalmış balığa hiç katlanamazdım. Şimdi aradan bir süre geçip de balık yemeyince ben teklif ediyorum almayı da yapmayı da 🙂

Girit’e özgü 3 geleneksel lezzet bir arada.
Zeytin, tarhana ve üzüm bağlarından yaprak.

Ksinohondros ya da Trahana adıyla anılan tarhana, gördüğünüz gibi Türkiyedeki tarhana kadar ince öğütülmüş değil çünkü unla yapılmıyor. İri öğütülmüş buğday ve ekşimiş sütten yapılıp ya taze olarak yeniliyor ya da böyle iri parçalar halinde güneşte kurutuluyor. Bu parçalar suya girince hemen dağılıyor ve son derece lezzetli ekşimsi bir çorba oluyor. Trahana da tirozuli gibi genellikle ev yapımı olarak açıkta, kiloyla satılıyor pazarlarda.

Bunlar da sözünü etmeyi en sona bıraktıklarım… Çok sevdiğimden filan değil. Tam aksine, yeni lezzetlere o kadar açık ve hevesli olmama rağmen, bu herhalde Girit’e geleli, bunca yıldır yaşayalı beri, tatmaya cesaret edemediğim tek şey belki de. Yalnız cesaret de değil, içimden de en ufak bir istek gelmeyen. Dünyanın başka yerlerinde bir şekilde yiyip de beğenmiş olanlar gücenmesinler ama pek birşey kaybediyormuşum gibi gelmiyor bana. Ne dersiniz?
Onları nasıl pişirdiklerini sormayın? Dedim ya ne yedim, ne pişirdim – çok şükür ki Yorgo da görmeye bile katlanamıyor – yalnızca duyduğum kadarıyla, kızartması da oluyormuş, bulgurlu pilavı da. Size en büyük faydam onları fotoğraflamak olsun.
Bir de Yunanistan’da yalnızca Girit’te yenildiğini bilesiniz. Yunanistan’ın başka yerlerindekiler de şaşıyorlar bu işe 🙂

Girit’te bir pazar yeri – MEYVELER ve ÇİÇEKLER

Girit’te bir pazar yeri – MEYVELER ve ÇİÇEKLER

Bugün ne tarif var ne de uzun bir yazı… Bugün bol bol renk var, lezzet var karşınızda. Bugün hep birlikte Girit’te bir pazar yerine gidiyoruz. Çünkü biz her çarşamba sabahı bu pazardayız, kızımla beraber… Haydi bu hafta hep birlikte! Girit’in batısında, Hanya ve çevresinde portakal […]

Girit’te bir pazar yeri – SEBZELER

Girit’te bir pazar yeri – SEBZELER

Daha önceki bir yazımda söz etmiştim, bu dikenli enginarlarından Girit’in… Mayacık da domates seçmeme yardım ediyor, içlerinden birini beğenip sonra bana “bunu aliiim?” diye soruyor 🙂 İşte bunlar da gerçekten Girit kabakları! :))) Çocukken acur yalnızca Çeşme’ye gidince yediğimiz birşeydi. Şimdi yazın İzmir pazarlarında da […]