Etiket: doğumgünü

Hayaller, Gerçekler, Öncelikler ve 48!

Hayaller, Gerçekler, Öncelikler ve 48!

Geçenlerde bir akşam Mayayı antremana götürürken içim içime sığmıyordu sevincimden. Giderken laptop’umu da yanıma alıp uzun zamandır yapmayı hayal ettiğim şeyi yapabilecektim sonunda. Hayatta en çok zevk aldığım şeylerden biriydi bu ama yine de her seferinde bir bahane çıkıp erteleniveriyordu bir başka geceye. Atla deve […]

46dan 47ye giden yolda öğrendim ki…

46dan 47ye giden yolda öğrendim ki…

Bir sabah bir kalkıyorsun ki 47 yaşındasın! Kimine göre çooook uzak görünen bu yaş, başından geçmiş birineyse “keşke şimdi…” dedirtebiliyor. Aslında herkes yaşadığı yaşın güzelliğinin farkına varabilse bir kere! Ama illa ki bir kusur, bir memnuniyetsizlik buluyoruz. Halbuki kusuru başkalarında, yeni yaşta, yeni yılda bulmakta […]

M A Y A

M A Y A

Bunu ilk kez yazıyorum…

2003 yılının Ocak ayında, oldukça soğuk bir kış günüydü. Kudüs’te Batı Duvarı’nın, nam-ı diğer Ağlama Duvarı’nın önünde durmuş düşünüyordum. Elimde bir parça kağıt, bir kalem. Kafamın içinde birbirini kovalayan düşünceleri bir sıraya koyabilsem yazacağım.

“Hayatımın şu anında, binbir zorlukla geldiğim bu diyarda, böyle bir fırsat çıkmış karşıma ve ben ne istediğimi dile getirmekte bile zorlanıyorum” diyerek de kızıyordum kendime.

Kudüs’te evinde kaldığımız arkadaşım demişti ki;

“Bir dileğin varsa, onu bir kağıda yazar, kıvırıp duvarın tuğlalarının arasına sıkıştırıp bırakırsın. Göreceksin dileğin gerçekleşecek…”

Ben, küçüklüğümden beri çocukları çok severdim. Bir gün, büyüdüğüm zaman da çocuk sahibi olacağıma kesin gözüyle bakardım hep. Ama ne zaman ki kendi çocuğuma sahip olabilecek biyolojik olgunluğa ulaştım, o zaman işin iç yüzünün o kadar da kolay olmadığını anladım. Evlendikten sonra yıllarca çocuk sahibi olmayışımızın asıl sebebi, ne istememek ne de isteyip de yapamamaktı. Kendimi bir çocuğu büyütecek olgunlukta bir anne gibi hissedemiyordum bir türlü. Bunu hissettiğim anda da, o kararı çoktan vermiştim zaten.

Evet, artık bir bebeğim olsun istiyordum.

Bu kadar zaman beklediğim bebeği, hayatımın merkezine yerleşip, güneşin etrafından dönüp duran dünya misali, onun yörüngesinden hiç dışarı çıkmayacağımı da biliyordum. İnsana ne istediği sorulduğunda, olabileceği kadar bencil olabiliyor, hiç çekinmeden her şeyin en iyisini ve en güzelini kendisine isteyebiliyormuş.

Elimdeki ufacık kağıt parçasını avucumun içinde açtım ve yazmaya başladım:

Sağlıklı, akıllı, güzel, yetenekli, yaratıcı, sevgi dolu bir kız bebeğim olsun…

…aradan tam 1 yıl geçti ve dileğim gerçek oldu.

11 sene önce yine çok soğuk bir kış günü… 30.Ocak.2004 cuma günü, İzmir’de, kızımız Maya dünyaya geldi. O günden itibaren de hayatımın annelik sayfası açıldı.

Sen benim hayatımın dileğiydin, bebeğim

Şimdi kocaman bir kız oldun, tatlı cadıcık 🙂

İyi ki doğdun, Maya’m! Hep mutlu olasın… hep gülesin…

46 yaş

46 yaş

“Tree of Life” by Catherine Barry Hayes   Doğum günlerini oldum olası severim. Benim olmasalar da… Özellikle çocukken tadına doyulmaz. Bütün sevdiklerin tarafından sarılan, hediyelere boğulan çocuk olmaktan güzeli var mı? Hediyeler, arkadaşlar,  tam da senin istediğin gibi anneciğinin elleriyle yaptığı kocaman pasta… pastanın üstünde […]

45 yıldır

45 yıldır

Hayat ne kadar süreceği ve sonunda nereye varılacağı belli olmayan bir yol olsa da, ben bu yolu arşınlayan bir yolcu olmak istiyorum. Yolun kenarında oturup başkalarının kendi yollarında gidişine seyirci kalmak da bana göre değil; yoldan geçen birinin sırtında ya da aynı yöne giden bir […]