Sevginizi 1 tek güne tıkıştırmayın, n’olur!

Her sene Şubat ayının şu günlerinde etrafta kalplerden, kucaklanmayı bekleyen ayıcıklardan, kırmızının her tonunda, her şeklinde, modelinde, üstünde LOVE yazan çamaşırlardan vs. vs. geçilmiyor. Restoranlar yapmacık “romantik” menüler hazırlayıp herkesi sevgilisini koluna takıp yemeğe götürmesi için elinden geleni yapıyorlar. Mumların, keklerin, tabakların, peçetelerin, her şeyin kırmızı ve kalp şeklinde olduğu bir masada oturup senenin geri kalan günlerinde de hep öyleymiş gibi bir gece geçiriyorlar – ya da geçirdiklerine bir rüyaymış gibi inanıyorlar. Etrafta “sevgilinize şunu alın, bunu verin” mesajlarıyla beyniniz bombardımana tutulurken, ne kadar suçluluk duygusunu sömürmeye çalışsalar da; şahsen benim içimden hiçbir şey almak gelmediği gibi, bunları fazlasıyla görmekten de baygınlık geçiriyorum.

Zaten kişisel olarak; “bak şunu şu gün böyle kutlayacaksın” denildiğinde sinirim tepeme çıkıyor, o da ayrı konu. “Bak şu gün annene; öteki gün babana hediye alacaksın”; “Şu gün kırmızı don giyeceksin, bilmem ne günü mor gül takacaksın”lar bana göre değil! 

Konu “sevgi” olunca da durum iyice çığırından çıkıyor, -bence-.

Aslında işin özü çok basit. Sevmeyi bile bir tek güne tıkıştırmak ancak ve ancak kapitalizmin oyunlarından biridir. Bunu hiç düşünemediniz mi? Çünkü hediye vermek alışveriş gerektirir. Para harcamak gerektirir. Bu yüzden “Al gülüm ver gülüm” olaylarını pek sever. Dolayısıyla buna bir bahane bulmak gerekir. Her zaman bulunur da… Halbuki sevmek, yalnızca sevmek bedavadır 🙂 masrafsızdır, en fazla kalbiniz biraz yorulur, o kadar.

En iyisi siz, bu sene bu oyuna gelmeyin. En güzeli; o kalpli donları, üstünde Seni Seviyorum  yazan ayıcıkları, allayıp pullayıp tazeymiş gibi kakıştırdıkları kırmızı gülleri, kalp şeklinde olduğu için fahiş fiyata satılan her şeyi bırakın da gidip bir kucak açın sevgilinize. Sımsıkı sarılın, ilk kez sarılıyormuş gibi. Hatta “iyi ki varsın” diye fısıldayın kulağına. Kapitalizmin pek hoşuna gitmeyecektir elbet. Çünkü bunu yapmak kimsenin cebini doldurmaz. Ama birilerinin yüreğini ısıtır, sevildiğini hissettirir kesin. Deneyin bir bakın.

Buna rağmen, “aman sen de, senede bir gün de olsa hediye almak ne güzel işte” diye itiraz edenler de olacaktır. Ne diyeyim onlara? Karısına kalp şeklinde bir kutu içinde, kalp şeklinde taşı olan bir yüzüğü vermek için özellikle bu günü bekleyen kocalara ve onlara en sevdiği keki bu güne özel kalp şeklinde yapmakla kalmayıp o geceye özel üstü kalpli kırmızı çamaşırlarını giydiği için romantizmin doruklarına ulaştığına inanan kadınlara; senede bir gün aşk yaşamak çok bile!

Şimdi, birisi bana senenin 364 gününde sıradanmışım gibi hissettirip de yalnızca o gün “modadır diye” en şahane çiçek buketini burnuma dayasa ne yazar?! Bana aceleyle yaptığım en basit bir yemekte bile “ellerine sağlık, sevgilim” demedikten sonra beni dünyanın en pahalı restoranına götürüp de senede 1 gün “özelmişim gibi” hissettirse ne olur?

Sevmek, bir an’a, bir saate, bir güne, bir yıla sığmaz ki…

Sevmeye bazen bir ömür yetmez…

Sen git başka kapıyı çal, Aziz Valentine. Ben bu numaraları yutmam!




6 thoughts on “Sevginizi 1 tek güne tıkıştırmayın, n’olur!”

  • Ne kadar güzel yazmışsınız. Ben anlamıyorum insanlarda ki bu saçmalık peşinde koşma azmini. Yazık ki ne yazık

  • Amerikada iş çığırından iyice çıkmış. Yalnız sevgililer değil, çocuklar da bu işe dahil ediliyor. Bir de çocuklara sevgililer günü kartları yaptırıyorlarmış! Annelerine sabır diliyorum, ne diyeyim…

  • Papatyam harika yazmışsın yine
    “özelmişim gibi” kısmı süper, işte bu! dedim

    şunu izledin mi :))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.