Evvel Zaman içinde bir kırmızı bisikletli kız varmış…

Bu vaktinden erken ayrılmaya karar veren bir tekerleğin öyküsüdür.

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, çok uzak bir ülkede kırmızı bisikletini çok seven tatlı bir kız yaşarmış. Minik kız kırmızı bisikletini öyle çok severmiş, öyle çok severmiş ki her yere onunla gidermiş. Her gün okuluna, baleye, resim dersine, annesiyle alıverişe bisikletiyle gidip gelirmiş. Daha küçük olduğu için bisikletinin iki yanında iki minik tekerlek daha varmış. Küçük kız birgün kendi tekerlekleri üstünde durmayı öğrendiğinde artık onlara ihtiyacı kalmayacağını bilirmiş. Hatta birgün bu minik tekerleklerden biri beklediğinden de erken ayrılmaya karar verse bile moralini hiiiiç bozmaz, o yoluna yine de devam edermiş. Çünkü bilirmiş ki ne olursa olsun önemli olan gideceği yere ulaşmakmış. Bunu yaparken ne acele edip başkalarıyla yarışmanın ne de oturup ağlamanın hiç bir şeyi daha iyi yapmayacağını da bilirmiş. İşte günlerden birgün…
diye devam eden masal benim çok özel bir günün gecesinde Maya’ya anlattığım(uydurduğum) bir masaldı. Maya masalda kendinden söz edildiğini elbette biliyordu, çaktırmadan gülümseyerek 🙂 Gözlerini kapattığındaysa eminim ki hala sahil yolunda bisikletini sürüyormuş gibi tatlı rüzgarı hissediyordu yanaklarında. Belki de ara sıra gözlerini açıp kontrol ediyordu, pırıl pırıl parlayan madalyasını 🙂

Benim her zaman bir bisikletim vardı. Önce 3 tekerlekli, sonra 2+2, sonra da 2 tekerlekli. Üç tekerleklimi hatırlamıyorum. İlk iki terkerlekli babamın Almanya’dan getirdiği fıstık yeşiliydi, sonra ilk kazandığım parayla aldığım ve Girit’e kadar taşınan kırmızı. Emektar kırmızı çok paslanıp da kapının önüne bırakıldıktan sonra, şimdiki bisikleti alıncaya kadar Maya arkamda taşınamayacak kadar büyümüştü ama çok geçmeden onu yanımda benimle birlikte kendi bisikletini sürer buldum.

Maya’ya kazandırdığım en güzel alışkanlıklardan bir tanesi, ona da bisikleti sevdirmek oldu. Ona ilk 2(+2) tekerlekli “abla” bisikletini alıp 3 tekerlekliyi kardeşine sakladığımız gün nasıl sevinçten zıp zıp zıpladıysa, bisiklete her binişinde hala aynı heyecanı taşıyor 🙂  Ben de bu heyecanı ve hevesi hiç kırmadım. “Sen küçüksün, yapamazsın” demedim. Yalnız bırakamadığım minik kardeşini bahane gösterip kaytarmadım. Yapabileceğine inanması için önce ben inandım ona. Elbette hep yanıbaşındaydım; daha doğrusu 2 adım arkasında 🙂 Zaman geldi ufaklık göğsümde yanında yürüdüm gidebildiğimiz yere kadar.  Zaman geldi Dario bebek arabasıyla takip etti ablasını.  4,5 yaşından beri şehrimizde yapılan bütün bisiklet turlarına katıldı Maya’m. Başlangıçta yalnızca birkaç 100 metreyle sınırlı olan parkurunu geçen Eylül ayındaki en son bisiklet turunda bütün şehir turunu tamamlayarak kendi rekorunu da kırmış oldu. Kendine güveni öyle arttı ki ne zaman şehirde dolaşırken bir bisiklet turu ilanı görsek “Anne, sen gitçek misin? Ben gidicem” der oldu cimcime 🙂

Biz genellikle Critical Mass İraklio‘nun önderliğinde, bisiklet sevenlerin bir araya geldikleri, şehir merkezinde hep birlikte dolaşırken bir an için trafiği yavaşlatarak ve zillerine basarak dikkat çekebildikleri sakin, huzurlu bir etkinlik olan bisiklet turlarına katılıyoruz. Amaç insanları bisikletli yaşama özendirmek, yaratabileceği farkların altını çizebilmek. Mayıs’ta tüm Yunanistan genelinde yapılan bisiklet turu, Ağustos’ta Bisiklet festivali, Eylül’de Avrupa Otomobilsiz Şehir gününde katılım çok fazla oluyor, hiç kaçırmıyoruz.

 

Geçen Ekim’in sonuydu; belediye seçimleri öncesi göz boyamak isteyen belediyemiz, ilk kez Bisiklet Halk Turu düzenlemişti. Biz, (yani Maya’yla ben + artık Dario da) her zamanki gibi oradaydık. Her zaman katıldığımız ve tek amacı şehirde bisikletle dolaşmak olan turlardan farklı olarak, aslında olaya biraz da heyecan katıp ödül dağıtmak bahanesiyle, belli bir parkurda yaş gruplarına göre düzenlenmiş bir çeşit bisiklet yarışı olduğunu ben de o gün öğrendim. Maya’ya turu tamamlayanlardan bitiş’e en önce gelenlere madalya vereceklerini de söyledim ama çok da üstüne düşmedim. Biliyordum ki adının “yarış” olması bile antipatik olacaktı. Sıradan bir tura değil de ilk kez bir yarışa katılacaktık.

Yaş gruplarına ayırdıklarında 8 yaşa kadar olanlar yalnızca 9 çocuktu, bunların da 6sı erkek 3ü kız ( biri Maya :)) . Sonra 12 yaşa kadarların, daha sonra daha büyük çocukların, en son da büyüklerin yarışı olaraktı. Maya işin ciddiyetini anlayınca benim de onunla birlikte olmamı istedi. Ben de tur boyunca, arkamda Dario’yla, arkalarından gitmeye söz verdim. Zaten bisiklet turu boyunca motosikletli görevliler takip ediyorlardı, yol tamamen trafiğe kapatılmış, belli noktalarda trafik polisi denetimindeydi. Yine de içinin rahat olması için geri sayımla birlikte 3-2-1, biz de Darioyla fırladık. Çocukların arasında yaş olarak Maya en küçük kızdı, kendi gibi minik bisikletli bir oğlandan sonra da 2. küçük çocuktu. Ondan yaşça büyük diğer çocuklar, daha büyükçe ve vitesli bisikletleriyle anında arayı açıp gitmişlerdi. Başlangıçta Mayacık diğer kızlara göre çok daha önde gidiyordu, üstelik de kendini telef eder bir hali yoktu, serinkanlı ama seri pedallarla ilerliyordu. Taaaaa ki…. yandaki yardımcı tekerleklerden birinin vidasının gevşeyip tekerleğin artık dengeyi sağlayamayacak duruma gelmesine kadar. Bu beklenmedik sürprizle dengesi bir anda bozulduğundan bisikletini yolun kenarına çekip hayal kırıklığı içinde ne olduğunu anlamaya çalıştığında ben de hemen yanında durmuştum. Aslında o anda zamanı durdurmanın imkanı olmadığı için ne yapacağımı ben de bilemiyordum ama onu da paniğe sürüklemek istemedim. Kısacık bir an, tekerleği kontrol etmediğim için kendime kızmış ama çabuk toparlanıp o anda ne yapabileceğimi düşünüyordum. Ama yanımda onu sıkacak anahtarı taşımıyordum elbette. Bu arada arkada kalan çocuklar gelip geçmişler, biz en arkada kalmıştık. Maya’ya “önemli olanın onun dengesini sağlamasının, artık yan tekerleklerinden biri olmadan da kullanabileceğini, hiç acele etmeyip sonuna kadar birlikte süreceğimizi” söyledim. Ağlayıp sızlamadan, bir kaç temkinli pedal sonrasında Maya dengesini iyi kötü bulmaya başlamış ve yoluna kaldığı yerden devam eder olmuştu 🙂 Yolumuz ne çok kısa ne de çok uzundu, bu olay daha yarıya varmadan önce olmuştu. Ben arkamdaki Dario’yla yanından gidiyor en azından manevi olarak ona destek olmaya çalışıyordum. Yarıdan az kalmışken Maya eski dengesini toplamış, onu geçen çocukların en sonuncusuna yetişmiş hatta onu geçmişti. Artık bitişe 20 metreden az kalmıştı ki başımıza bütün işleri açan yan tekerlek yerinden tamamen ayrılarak yolun ortasına fırladığında ardından bakakalmıştık. Maya buna rağmen yarışı tamamladı ve herşeye rağmen en sonuncu olmadı 🙂 Bu da ona moral verdi, çünkü bitiş çizgisine vardığında -heyecandan ne yapacağını bilememiş, çizgiyi geçmeden önünde durmuştu 🙂 – herkes onu alkışlıyordu.
Yarış bittiğinde hafiften bir hayal kırıklığı vardı elbette yüzünde. Belli ki tekerlek bu sürprizi yapmasa daha iyi sürebileceğine inanıyordu. Ama kendinden daha büyük oğlan çocuklarıyla ve onların kendininkinden büyük bisikletleriyle yarışırken onları geçmesinin aslında neredeyse imkansız olduğunu anlatmaya çalıştım. Herşeye rağmen turunu tamamlamış olmasının ne kadar örnek bir davranış olduğunu, onunla gurur duyduğumu söyleyip kucakladığımda, yarış boyunca yanımızda giden motorlu görevli elinde yoldan topladığı tekerlekle bize geliyordu.

O bu kadar azim gösterdi ya.. hiç beklenmedik birşey oldu!  *8)  Bazı anlar vardır insanın yüreğinden ne geçerse olur ya, işte öyle bir ana denk geldi. Madalya törenini biraz buruk biraz takdirle seyrederken,  bazı yaş gruplarında yeterli katılım olmayınca, madalyalardan bir kısmı belediye görevlisinin elinde kaldı. Tören bitti, bisiklet çekilişleri yapıldı, artık gidelim derken; kalabalığın şaşkınlığını fırsat bilen bir el bana birşey uzattı. Görevli; “ufaklık o talihsizliğe üzülmesin” deyip gözünü kırptı 😉  Maya çoktan sırtını dönmüş bisikletine gitmişti. O madalyayı nasıl kaptım, nasıl koştum arkasından bilemiyorum (8*

“Gördün mü bak, senin gösterdiğin çabayı herkes takdir etti” deyip sımsıkı sarıldım. Öyle mutlu oldu ki o plastikten, uyduruk madalyayı görünce; yalnızca yol boyunca eve gelinceye kadar değil, evde de yatıncaya kadar taktı 🙂

Bu arada biz artık 5 tekerlekte 3 can katılıyoruz turlara.

Bu nasıl bir hesap diyeceksiniz. O günden sonra Maya bir daha o çıkan yardımcı tekerleği takmamızı istemedi. Artık 2+2 tekerlekli bisikletini, 2+1 tekerlekle kullanıyor. O stres altında bile dengesini gayet güzel bulduktan sonra keyif sürüşlerinde hiç bir problem olmuyor. O tek kalan yardımcı tekerleği de çıkarmamız an meselesi bence…

Maya tekerlek azaltırken ben bisikletimin yükünü arttırdım. Artık her bisiklet turunda Dario’yu ne yapacağımızı, kime bırakacağımızı düşünmekten bıkıp, bisikletime Dario’yu arkamda oturtabileceğim bir bebek koltuğu taktırdım. Bu bana 16 kilo fazladan yüke mal olup, yokuş yukarı beni zorlasa da bu keyfe miniğimizi de dahil etmekten mutluyum 🙂 Ayrıca onun biner binmez “gideliiiim!” sevinç çığlıkları da ayrı bir eğlence 🙂

Bisikletin doğasever, sessiz ve egsozsuz oluşunu; park derdinin olmayışından pratikliğini; insanın zorlanmadan, kapalı salonlarda terlemeden, açık havada keyifle dolaşırken tüm vücudun egzersiz yapmasını da sağladığını çocuklarım da öğrensinler, sevsinler, sevdirsinler istiyorum.




8 thoughts on “Evvel Zaman içinde bir kırmızı bisikletli kız varmış…”

  • Gözlerim dolu dolu okudum Maya ve senin serüveninizi. Tebrik ediyorum Maya’yi. Benim de ileride torunum olduğunda, ben üç tekerlekli bisikletimle, o dört tekerleklide, yan yana gezme gibi bir hayalim var.

  • İnan okurken gözlerim doldu, kendime hakim olamadım 🙂 Ne kadar güzel bir anı, ne kadar unutulmaz… Maya kadar seni de tebrik ederim, cesaret ve ilham veren anneliğin için 🙂

  • Sevgili Münevver, ziyaretin ne hoş bir sürpriz oldu! bir süre yazmaya ara verince, eski dostlar artık bana uğramıyor sanıyordum. Çok hoşuma gitti senin hayalin 🙂 büyük 3 tekerlekli bisikletlerden burada da var. En büyük avantajı da arkasında bütün alışverişini taşıyabileceğin sepeti; ben de düşünmedim değil 🙂 Burada çok yaygın olan motorsiklet gibi ehliyet istemez, fazla hız istesen de yapmaz, benzin yakmaz, çevreyi egzoza boğmaz. Bir bisiklet yolumuz olsa da o zaman arabayı hiç mi hiç kullanmasak…

    Goncacım, çok sağol. Beğendiğine sevindim 🙂

  • gerçekten çok güzel bir hikaye..okurken hem duygulandım,hem de gülümsedim…sen çok iyi bir annesin papatya ablacım,umarım ben de bir gün senin gibi bir anne olurum:))) bu arada maya’yı da çokkk tebrik ederim:))

  • Çok doğru söylüyorsun sevgili Yıldıray. Ziyaretinize çok sevindim
    Sedefcim, sen de olursun tabi ki. İstekli olman bile yeter…
    Hem iyi bir anne hem de bisikletli bir anne Bakarsın o zamana kadar biz de işi ilerletip Maya’yla birlikte bisikletlerimizle geliriz Türkiyeye; hep birlikte bir bisiklet turuna çıkarız. Olmaz mı? Yter ki isteyelim Çok öpüyorum…

  • Okuduğum kadarıyla herkes gibi benim de gözlerimle yaşlar birikmesine sebep oldunuz. Anne, kız iletişiminizi takdir etmenin yanı sıra bisikletin hayatın en güzel anlamlarından biri olduğunu fark edip, bunu başkalarının da öğrenmesini sağlamaya çalışmanızı yürekten kutluyorum. Umarım, sizin ve güzel kızınızın bakış açısını taşıyan insan sayısı hızla artar ve dünya daha güzel bir yer olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.