44

İlkokulun 1. sınıfında su gibi ezberlediğiniz şiiri okumak için kürsüye çıktığınızda şiirin bir kelimesini bile hatırlayamadığınız için bütün okulun karşısında ne yapacağınızı bilemediğiniz anlar oldu mu?

Uçağın penceresinden bakınca bulutların yere düştüğünü sandığınız oldu mu? Peki, denizi çok devdiğiniz için denizkızı olmayı dileyip denizden hiç çıkmak istemediğiniz anlar? Annenizin böreğinin kokusuyla başınızın döndüğü ya da o günkü yemeğin kıymalı karnabahar olduğunu duyunca başınızın ağrıdığı? ilkokulda elinizdeki simiti kapıp kaçan çocuğun bunu neden yaptığını anlamanız kaç yılınızı alırdı?

Ortaokuldayken ilkokul çocuklarıyla mandolin kursuna, lisedeyken ortaokul çocuklarıyla yüzme kursuna, üniversite bitmişken üniversitenin dans grubuna katıldınız mı? Gözlerinizin bozulduğunu bilmediğiniz için, müzik dersinde okuyamadığınız notaları yanınızdakinden kopya çektiniz mi?  Daha lisedeyken ameliyat oldunuz mu? Ufak bir ameliyat olsa bile, birisi hiç size ölecekmişsiniz gibi baktı mı? 400 m. yüzme yarışında 150 metre fark yediğiniz halde yüzmeye devam eder miydiniz? Birilerini hep beğenir ama duygularınızı kendinize mi saklardınız? Hiç sevmediğiniz halde koroya seçilince konserde arka sıradan kaçtığınız oldu mu? İlk maaşınızla bir kaykay mı alırdınız? Kucağınızdaki kedinize umut yok dediklerinde kendi ellerinizle uyutması için doktorun önüne bırakıp gitmeniz gerekti mi? Yüreğiniz sızladı mı? Açlıktan karnınızın guruldadığı ya da kalp çarpıntısından uyuyamadığınız oldu mu?

Gerçekten ölümü ensenizde hissettiğiniz mi? Herkes sizin için endişeleniyorken size bir deli cesareti gelip tedavinizi ertelemek istediniz mi? Fotoğrafını çekemediğiniz anları hafızanıza kazıdığınız oldu mu? Yanınızdaki hasta ölmek üzereyken neden beni burada tutuyorlar diye düşündünüz mü? Çok kızıp da cama tekme attığınız oldu mu? Birilerinden nefret ettiniz mi? Çok kızıp çok sevdiniz mi? Sevdiğinizin güldüğü espriyi anlayamayınca kavga koparttınız mı? Herkesin güldüğü espriye (tercüme edildikten sonra) en son gülen oldunuz mu?

Size “daha önce hiç Türk görmemiştim” dendi mi? Siz gidip Portekizlilere Türktür diye önce Türkçe, demek ki Yunanlı deyip Yunanca konuştunuz mu? İspanyolca bilmeden bit pazarında İspanyolca pazarlık ettiniz mi? Tanrının varlığından şüphelendiniz mi? Bunu bir hahama sordunuz mu? Kendinizi hiç bir millete, dine, ırka ait değilmiş gibi hissettiğiniz oldu mu? Meditasyon yaparken konsantre olamayınca öbürleri ne yapıyor diye aralıktan baktığınız olmadı mı? Yoga seansı sonunda gevşerken uyuduğunuz oldu mu?

Ufacık bir kararın ardından bambaşka bir hayatınız olabileceğini düşündünüz mü hiç? Olmuşla bitmişe çare olmadığını anlayamadınız mı? Öpüşürken yakalandınız mı? Bir filmi her seyredişte, bir şarkıyı her dinleyişte içinizden ağlamak geldi mi? Sevdiğinizi çok ama çok özlediğinizde sokaktaki insanları O’na benzetmeye başladığınız oldu mu? Çok genç ölen bir anneye yüreğiniz sızladı mı?

Bir zenci çocuğun elini kızınızın kar beyaz avucuna koyduğu an hala hafızanızda bunca yıl kalır mıydı? Ney çalmak istediniz mi? Kitap yazmak hep aklınızın bir köşesinde miydi? Yazı yazmaktan zevk alır mıydınız? Liste yapar mıydınız? Her yaz bir yazlık eviniz olmasını, her kış da güney yarım kürede yaz olan bir ülkeye taşınmayı düşündünüz mü?  Fotoğrafını çekemediğiniz anları hafızanıza kazıdığınız oldu mu? Kaykaydan düşüp poponuzu, bisikletten düşüp dirseğinizi, dans ederken bileğinizi acıttınız mı?

Kulaklarınız gazete hışırtısını bile duyamayacak kadar tıkanıp da duyma özürlülerin halinden anladınız mı? Körler için kitap okumayı dilediniz mi? Asla araba kullanamayacağınızı sandınız mı? Hiç tanımadığınız bir aileyle kamp ateşinde pişmiş patates yediniz mi? Şu anda kaç çocuğun açlıktan ölmek üzere olduğunu düşündünüz mü? Çocuğunuzun göz yaşları içinize aktı mı? Bazen bu dünyaya erken geldiğinizi düşünüp, bazen de neden bu kadar geç kaldığınıza yandığınız oldu mu? Denizde bir balıkla göz göze geldiniz mi? Kedinizin gözlerinin içine baktınız mı? Tabağınızdaki etin damak zevkiniz için kesilmiş bir hayvanın parçası olduğunu düşündünüz mü? Bir tencere yemeği elinizden düşürdünüz mü? Hiç tanıyamadığınız birini özlediniz mi? Bir çocuk evlat edinmek istediniz mi?

Aşık oldunuz mu? Kadın oldunuz mu? Anne oldunuz mu?

 

Ben oldum.

 

Bütün yaşadıklarımla bugünkü ben oldum. İyi ya da kötü, hoşuma giden ya da gitmeyen onca şey benim başımdan geçti ve beni ben yaptı. Yalnız hayatım boyunca yaşadıklarım değil, hayat yolumda rastladığım herkesin bende bıraktığı izler var.

Hiç kimse hayatımıza tesadüfen girmez. Birileriyle yolumuzun bir şekilde kesişmesinin elbette ki bir sebebi vardır. Bu sebep hayatın akışı içinde saklıdır. 

Ben bu doğum günümde farklı bir şey yapmayı diliyorum. Hayatımdaki herkese doğum günümü hatırlayıp kutladıkları için değil de; bende bir iz bıraktıkları ve beni bugünkü ben yaptıkları için, hayatıma ucundan köşesinden dokunan herkese teşekkür etmek istiyorum.




6 thoughts on “44”

  • Pekiiii, senin hic, bilmedigin yasayacagin yabanci bir ulkede tanistigin ilk Turk’e cok isindigin, cok guzel yemek yapan arkadasindan ozlemis oldugun asureden 2 kova yedigin, Turkce bilmeyenlar arasinda arkadasinla avaz avaz Turkce konusup kahkahalara boguldugun, arkadasinin cocuklarini kendi yegenlerin gibi sevdigin oldu mu? Iyi ki yollarimiz kesismis arkadasim!!

  • evde nasil peynir yaparim diye google’da dolasirken karsilasmistim seninle. sonra sen bilmeden seni tanidim. iyi ki varsin. nice mutlu, saglikli, mucizelerle ve kesiflerle dolu yaslarin olsun. sevgiler.

  • Doğum gününüz kutlu olsun, nice nice senelere… (okudukça nedense aklıma işi bırakıp evlenmeye karar verdiğinizde işyerinizde ki çaycı hanımın size acıyıp, orada patlıcanda var mı? diye sorması geldi)

  • yasamin bir ucundan tutmayi degil, yasamin kendisini tutmayi bilen sevgili papatya yasamin boyuna boyle devam et olur mu? simsicacik kucakladim seni…
    .

  • Canım Papatya’m,

    Seninle yüzyüze görüşemeden, gözlerimizin içine bakmadan yıllardır tanışıyoruz, hayatlarımızın bir yerlerine dokunuyoruz. Doğal, saf, temiz enerjini hissediyorum her seferinde yazılarında, yaptıklarında, bu dünyaya nasıl şifa verdiğini hissediyorum, seni tanıdığıma seviniyorum.
    Seni bu kadar sevmemin nedeni belki de papatyaları sevmemdendir, kim bilir…
    Yeni yaşın sana mutluluk, huzur, sükunet, bolluk bereket getirsin, hayallerinin gemisi limanına ulaşsın.
    Sevgiyle kal…(biraz geç yazabildim maalesef
    Bu da uzaktan hediyem: http://bitutamtuz.com/?p=1607

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.