Bir TAM bir de “yarım” haber

Bir kaç yazı önce, Komşuda Pişer’in 10 yılını devirdiğinden söz etmiş, hatta bunu kutlamak için okurlarımdan 5 tanesine Diktamon çayı hediye etmiştim. Komşuda Pişer’in 10 yılı geride bırakmış olmasıyla Türkiye’nin En Eski Blogları Listesinde de yerini almış oldu. (Bknz 2006 yılı Blogları arasında)

Gelelim “yarım” kalan meseleye… Ben ki dünyaya getirdiğim 2 çocuğun yüzü hürmetine onların gözünde “yarım” kalmış sayılmıyorum, benim bile kabullenemeyeceğim bu densiz söz karşısında, elbette ki sessiz kalamadım. Oturup yazdım yine. HTHayat’da yayınladı (19.Haziran.2016 Pazar).

YARIM YAMALAK HAYATLAR

Eskiden “elinin hamuruyla….” diye bir başlayan cümleler vardı.

Şimdilerde çok azı evinin ekmeğini yapıyor. Yine de kadına biçilen rol, ekmek teknesinin yanı olmasa da en iyi ihtimalle mutfak ya da banyoda; kısacası eviyle sınırlı. Kadın dediğin; evinde oturup çocuk bakacak (çünkü ille de yapacak!), bulaşık, çamaşır yıkayacak, ütü, temizlik, olmadı yeniden yeniden temizlik… Yeter ki kadın, kendini oyalasın. Hiç düşünmesin. Sorgulamasın (ne haddine?!). Çocuk dışında bir şeyler üretmeye kalkışmasın. Yaratmasın. Kendini ve mazallah elindeki cevheri keşfetmeye kalkışmasın, neme lazım.

Bir insan olarak, bir birey olarak ve zekasını da kullanarak, erkek kadar hayatta yer almaya da kalkışmasın! Kalkışmasın ki… meydan, bir şey olduğunu zanneden erkeklere kalsın.

Bu yeni bir şey değil ki… Kadını “tam porsiyon” adamdan saymayanların kadına “yarımsın” demesi de onlardan beklenmeyecek kadar şaşırtıcı bir şey değil. Bütün sistem bunun üzerine kurulmuş gidiyor.

Çocukluğumuzu özlemle andığımız zamanlar; artık yalnızca daha yeşil parklar, daha az arabanın gezindiği bomboş sokaklar, daha lezzetli sebze ve meyveler değil hasretini çektiğimiz. Artık eski özgürlüklerimize ve haklarımıza da hasretiz.

Kendi çocuklarımıza; “Eskiden 8 yıllık eğitim şarttı” diye anlatır olduk. Hayal miydi upuzun okul yıllarımız. Şimdiyse ilk 4 yıl layık görülüyor yavrulara. Bu da özellikle kız çocukları için; 6 yaşında başlayıp 9 yaşında “mezun” olup bu yaşta da eğitim hayatına son vermek demek.

9 yaşındaki çocuktan söz ediyoruz. 19 değil, 9! Çünkü 9 yaşından sonra oku(ya)mayacak kız çocuğunun az çok gideceği yer belli. Hala pek çok kız çocuğu için ailesinin gelecek planları onu evermekten öteye geçemiyor. Bohçasını alarak, baba evinden koca evine pek de değişmeyen statüyle geçecek. Çünkü ev işlerini yapacak biri her eve lazım. Kulağına “kadının evi kocasının dizinin dibi” fısıldanarak eline bohçası tutuşturulan onca kadın baba evini terk ediyor amma velakin hayatında ne değişiyor ki oncağızların. Eskiden baba evinde yıkadığı anasının-babasının çamaşırlarının yerini kocasınınkiler alıyor. Tam anlamıyla “aynı tas aynı hamam”.

Evinin kadını evlendiği adama, mecbur, yavrular doğuracak ya… bununla da olsa olsa “çocuklarımın anası” ünvanını alacak. Hepsi bu! Erişebileceği en yüksek mertebe… İşte, onu bile yap(a)mıyorsa; yarım yamalak düşünenlerin gözünde yarım, eksik ve ömür boyu kusurlu kalacak…

Homurtular başlıyor: okusa da ne olacak ki? diyor örümcek tutmuş kafalar. Nasılsa onu okutmayan babanın evlendireceği koca da onu çalıştırmayacak. En iyi ihtimalle evinde dikiş dikip, örgü örüp, nakış işleyerek edineceği “kariyer” taş çatlasın börekler, salçalar, reçeller ve tarhana yapmaktan öteye geçebilecek mi?

Eskiden “elinin hamuruyla…” diye başlayan cümleler vardı; şimdilerde “yarımsın” deniyor.

Sanki kız çocuğunu okutmamak, okusa da işe göndermemek, ona kendi ayakları üstünde durabilme fırsatını dahi tanımamak, yaşayabileceği daha iyi bir hayatın içine edip, hayatının bütün fırsat yollarını tıkayıp sahip olabileceği her şeyiyle hayatını “yarım” , “eksik” bırakmak değilse nedir?

Bir kadın hayattaki varlığını doğurmak ya da doğurmamakla mı kanıtlayabilmeli?

Peki, bu anlayışa göre “tam” kadın olmayı başaran kadınlara sorabilseydik, acaba onlar hayatlarını “tam” da istedikleri gibi mi yaşıyorlar?




2 thoughts on “Bir TAM bir de “yarım” haber”

  • Blogun doğumgünü kutlu olsun. Benimki de 2005 doğumlu 😀 Artık çok sık yazamasam da 🙂 Diğer konuyu kaale bile almamak gerek. Delinin kuyuya attığı taş hikayesine döndü gündem!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.