46 yaş

“Tree of Life” by Catherine Barry Hayes

 

Doğum günlerini oldum olası severim. Benim olmasalar da… Özellikle çocukken tadına doyulmaz. Bütün sevdiklerin tarafından sarılan, hediyelere boğulan çocuk olmaktan güzeli var mı? Hediyeler, arkadaşlar,  tam da senin istediğin gibi anneciğinin elleriyle yaptığı kocaman pasta… pastanın üstünde her sene artmasını hiç de dert etmediğin mum sayısı… Yıllar geçtikçe, gitgide artan yaşlar ve bu dünyada gitgide eskiyen biz.

Her birimiz gibi, eskiden doğum günü pastasına sevinen mutlu bir çocukken şimdilerde pastayı yapıp yavrusunu sevindiren bir anneyim. Bundan da memnunum, şikayetçi hiç değilim 🙂

Büyümek, yaşlanmak herkesi farklı yönde etkiliyor. Kimisi daha 30lu yaşlarından, “eyvah! n’oluyor bana?” paniğine kapılıyor, kimisi de 60 yaşında her zamankinden de daha genç ve dinç hissederek, yaşamı büyük bir aşkla kucaklayarak karşılıyor. Hangi yaşa giriyor olursan ol, kendini nasıl hissettiğinle bitiyor iş bence.

46

Bazılarının sorarken bile çekindiği “kaç yaşındasın?” sorusuna vereceğim cevap bu artık. Büyük ihtimalle de ilk tepki “aaayy, hiç göstermiyorsun” olacak. Halbuki göstersem ne olacaktı ki?…

Ben nasıl hissediyorum; hala kaç yaşındaymış gibi hissediyorum kendimi?… Önemli olan da bu değil mi?

“Eh bizden geçti artık…” deyip eskilerin deyişiyle “unumu eleyip eleğimi duvara astım” diyorsam, “yaş ermişse kırka bir çorba bir hırka”yla yetinip bir kenara çekilmeyi tercih ediyorsam; hayattan beklentilerim kalmamış, yeni bir şeyler yapmak için hevesim körelmişse, bana dünyanın en güzel hediyesini alıp verseler ne yazar?

26.. 36.. 46..

Belki enerjim, nefesim, görünüşüm de aynı değil, belki yapabildiklerim de. Ama şu bir gerçek ki her yaşın güzelliği ayrı…  her yaşın hayata bakışı, getirdiği yeni umutlar, heyecanlar ve gelecekten beklentiler de öyle…

Hayat devam ettiği sürece, bizim hayata tutunacak dallarımız olması güzel… yoksa kendimizi şiddetli esen ilk rüzgara bırakıvermek, tutunduğumuz daldan baş aşağı düşüvermek de çok zor değil aslında.

Hayat ağacı vardır herkesin. Kendisiyle birlikte büyür, ağacı büyüdükçe o da yükselir göğe, bulutlara, yıldızlara. Dallarının arasında bazen kaybolur insan, bazen de aydınlığa çevirir yüzünü, gün doğumunun ya da gün batımının tadını çıkarır. Yüzünü batmak üzere olan güneşin son ışıklarına çevirip hayatın aslında ne kadar da güzel olduğunu itiraf etmeden duramaz… bazen de günün ilk ışıklarının o huzur verici sessizliğinde dinler yüreğinin sesini… işte o en sessiz, en huzur verici anlarda yürek fısıldar gerçekten içinden geçenleri… kulak vermek gerek… yüreğin sesini dinlemek gerek… yüreğin bize fısıldadığına önem vermek, her kelimesini ciddiye almak gerek. Korkmadan yaşamak, cesaret etmek gerek.

Nietzsche’nin, sevgilisi Lou Salome’ye gönderdiği mektupta; “Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin” dediği gibi.

Hayat ağacımız da bizimle birlikte büyür… bazen fırtınalarda savrulur, bazen güneşin sıcaklığında serpilip yayılır. Hayat da inişlerle, çıkışlarla doludur. Ağaçlar yan yanaysa daha kolay direnir fırtınaya. İnsanlar da öyle… en zor anlarda bir(kaç) dostunuz varsa daha kolay atlatılır her şey. Anladım ki iyi bir(kaç) dosttan güzel şey yoktur hayatta edinilecek. Parayla edinilen her şey zaman gelir bozulur, çürür, eskirmiş; bir tek dostlar kalırmış yanımıza, en zor anımızda koşan yardımımıza. İyi dostlar biriktirmeliymiş insan, para ve mal biriktireceğine… İşte bu ve bunun gibi gerçekleri bilebilmek için de, “bu” yaşa gelmeliymiş insan. Daha gençken bambaşka şeylere kafa yorarken, aklı bir karış havada, istese de anlayamazmış hayatın bu gerçeklerini. Bu yaşların da bu güzelliği varmış işte! 🙂

Duydum ki “Dünya’nın yaşı yaklaşık 4,54 milyar yılmış”. Sonra düşündüm. Demek ki benim de Dünya Tarihi’nde 1 / 100.000.000lik de olsa bir yerim varmış 🙂 Hoşuma gitti.

Varlığımla hayatlarında yer edindiğim insanları düşündüm. Belki bir gün ettiğim bir laf, yazdığım bir cümle, söylediğim bir sözle veya sıcacık bir kucaklayışımla, bir tatlı öpücüğümle, içten bir gülücüğümle, bir an için bile olsa, yüreğini ısıtabildiğim insanlar varsa, ne mutlu bana 🙂 Ben de birilerinin arkadaşı, dostu, sırdaşı, sevgilisi olabildiysem eğer…

Ve her şeyden de önemlisi benim kendim için nasıl hissettiğim; kendimle barışık olup olmadığım…

Bu sabah jimnastik salonuna gittiğimde düşündüm de; “sahip olduğum bu enerjiye şükretmeliyim” dedim kendi kendime. Sonra da yalnızca bugünün değil belki de bütün hayat felsefemin özeti belirdi zihnimde:

“46 dediğin nedir ki?!

Ben 36 gibi hissediyorsam 10 sene fazladan yaşamış olmak, aynı fiyata daha büyük kavanozda %25 fazladan çilek reçeli almak gibi…”

Son birkaç yıldır, her sene bir doğum günü yazısı yazmak geleneksel hale geldi. Belki de önceki seneleri de okumak istersiniz; 45 yaş, 44 yaş, 43 yaş.




14 thoughts on “46 yaş”

  • Tanımaktan mutluluk duyduğum kalemi kuvvetli rengarenk kadın, yaratıcı anne, güzel insan, iyi ki doğmuşsun! Doğum günün kutlu olsun 🙂
    Sağlıklı,mutlu, umutlu nice yaşlara…

  • Papatyam guzel arkadasim, hayatinin her gununu dogum gunu tadinda yasamayi bilen arkadasim, iyi ki varsin

  • Papatya kadın iyi ki hayatıma dahil oldun. Nice sağlıklı ve mutlu yaşlara. Yapraklarını kimse koparmasın… :))

  • Papatya’cım, her günün birbirinden güzel geçsin…
    sağlıkla, mutlulukla ve keyifle nice rengarenk yaşlara…
    doğum günün kutlu olsun

  • Doğum günün kutlu olsun Papatya 🙂
    Bol gezmeli tozmalı, neşe dolu yeni bir yaş olsun 🙂

  • umutlarınızı gerçekleştirecek, dünden daha güzel nice yıllarınız olsun, sevdiklerinizle beraber. Ender.

  • Papatyammm iyi ki doğmuşsun
    pozitif bakışından payıma düşeni almam için iyi ki tanışmışız sağlıkla aşkınla çocuklarınla kedilerinle yemeklerinle sevdiklerinle çiftlik cümbüşünde nice yıllara

  • tanıdığım insanlar içerisinde çocuklarına, çevresine, her şeyden önce topluma karşı sorumluluk hareket eden, iyi ki tanımışım dediğim ender insanlardansınız.
    Doğumgün kutlu olsun eşin ve çocuklarınla hep sağlıklı ol gerisini zaten sen yaparsın

  • Hayatı korkmadan yaşamaya kaldırdım kadehimi ve bahçendeki Çiçekleri keyifle seyrederek yudumluyorum içkimi.

  • sevgili papatya,yine cok guzel yazmissin.cocuklarin ve esinle birlikte daha nice dogum gunlerini saglikla kutlamani ve yine guzel seyler yazmani diliyorum.iyi yillar dileklerimle karsiyakadan selamlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.